716 Görüntüleme   Beğendim (0) 0 / 5
Bu video "17.06.2015" tarihinde eklenmiştir.

Her kız çocuğu vücudunda belirli sayıda yumurta ile doğar. Doğumla birlikte bu yumurta hücreleri harcanmaya başlar. Doğumdan itibaren yaşamı boyunca kadınlarda yeni yumurta üretimi gerçekleşmez.

Doğduğunda vücutlarında iki milyon yumurta hücresi bulunan kız çocukları ergenliğe ulaştığında bu sayı bir milyona düşer. İlerleyen dönemlerde bu bir milyon yumurta da kullanılır ve tüm yumurtalar tükendiğinde kişi menopoza girmiş olur.

Bir kadın yumurta deposundan her ay yaklaşık 1000 tane yumurtasını harcar. Bu yumurtaların en kalitelileri 20 ile 30 yaş arasında kullanılır. Bu nedenle kadınlarda 20 ile 30 yaş arası, doğurganlık açısından en verimli çağlarıdır. 30 yaşından sonra yumurtalıkta kalan yumurta sayısı azalırken mevcut yumurtaların da kalitesi düşer. Buna bağlı olarak doğurganlık da azalır.

Düzenli adet görme, yumurta rezervinin iyi olduğu anlamına gelmez. 35 yaş sonrası-özellikle 38 yaş sonrası- kritik bir dönemdir. Bu dönemde depoda kalan yumurtaların önemli bir bölümü genetik olarak anormaldir. Mevcut yumurtaların zarında sertleşmeler, zar yapısında bozukluklar görülme olasılığı artar. Bu durumda sperm ve yumurtanın döllenmesi zorlaştığı gibi, döllenme gerçekleşse bile oluşan embriyoda genetik problemlerin olma riski artar. Gebelik gerçekleşse bile erken dönemde gebelik kaybı riski olabilir.

Doğduktan itibaren kadınların vücudunda yeni yumurta üretimi gerçekleşmediğinden, her ay kullanıldığı için zamanla yumurta sayısı azaldığından, üstelik yaş ilerledikçe yumurta kalitesi de düştüğünden doğurganlık da azalır. Bu yüzden yaş ile doğurganlık arasında ters bir orantı vardır.  Buna bağlı olarak 35 yaş sonrası kendiliğinden gelişen ya da tüp bebekle gerçekleştirilen gebelik oranı düşer. Bu yüzden ilk gebeliğin 20 – 30 yaş arasında – en azından 35 yaşına gelmeden- planlanması tavsiye edilir.